Kekemelik Nasıl Geçer?

konuşmanın akışının istemsiz ya da tutuklu şekilde kesilmesine kekemelik adı verilir.  Ancak kekemeliğin tanımından önce gündeme gelen asıl soru ‘kekemelik nasıl geçer?’. İnsanın hayatının temeline gelip çöken kekemelik nadiren bir görünüp bir kaybolmasıyla meydana geldiği gibi sürekli devamda edebilir. Kekemelik, bireyin sosyal veya iş hayatının merkezinde sorunlar yaratabilir.

Çocuklar yaklaşık üç yaş civarında kendilerini ifade etme becerilerinde oldukça ustalaşmışlardır. Bu yaş grubundaki çocuklar oldukça aktif ve meraklı oldukları dönemdedirler. Her an yeni kelimelerle tanışmaya ve söz hazinelerini genişletmeye hazırdırlar. Yeni ve değişik hayatlarını paylaşmaya oldukça hevesli olan 3 yaşlı çocuklar, bazen söylemek istedikleri kelimeyi bulamıyor ya da telaffuz ederken bazı hatalar yapıyorlar. Bu durum onlarda zorluk çıkarabiliyor ve maalesef sosyal çevresine sırtlarını dönebiliyorlar. Dolayısıyla, konuşmadaki problemin yanında bir takım psikolojik ve sosyal sorunlar da ortaya çıkmaya başlıyor.

İşte bu yüzden merkezimizde kekemelik tedavi yöntemi olarak “Shaping Tekniği” kullanmaktayız kekemeliğin son bulması için en önemli yöntemin bu olduğunu düşünüyoruz. Bu yöntem sayesinde kekeme kişiler, akıcılık bozukluğu olan takılmalarını kontrol altına alabilir özellikle çok rastlanan ilk hece takılmalarından tamamen kurtulma şansı yakalayabilir. Akıcığın kontrol altına alınması ve bunun devamlılığının sağlanması adına azimle devam edilmesi gereken uzun süreçler mevcuttur, bu yüzden en uygun zamanda ve motive edilmiş bir şekilde bu eğitimlere başlanması ve sürdürülmesi gerekir. Seansların ardından yakalanan başarının devamlılığı adına rutin kontrol süreçlerinin de dikkatle izlenmesi gerekir.

Kekemeliğin nedenleri henüz kesin olarak bilinmese de değişik araştırmacılar bu konuda değişik görüşler ileri sürmektedirler. Nedenleri tam olarak açıklanamamakla birlikte bireyin yaşamında olan korku ya da strese bağlı olarak konuşma sırasında kullanması gereken kaslarını çalıştırmakta güçlük çektiği düşünülmektedir.

Son zamanlarda uzmanların genler üzerinde yaptıkları çalışmalarla gündeme umut verici çalışmalar ortaya getirmektedir . Ancak, yaygın olarak kekemeliğin tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadığı görüşü hakimdir.

Kekemeliğin aşılmasında en önemli etken sevgi dilidir. Öncelikle çocuk anne babasının ona sevdiğini hissetmelidir. Kekemelik tedavisinde yüz güldürücü sonuç almak için  hem çocuğun hem de anne-babanın sabırlı davranması gerek anne-babalar kekemeliğin tedavi sürecinde çocuğun öğretmeniyle de işbirliği yapmalıdır. Öğretmenin çocuğa nasıl davranması, durumu sınıfa nasıl kabul ettirmesi gerektiği konusunda yönlendirilmesi çok faydalı olacaktır.

Ebeveynler aralarındaki sorunları çocuğa yansıtılmadan çözülmelidir. Çünkü gergin ortamların kekemeliği arttırmaktadır. Ve başkalarının yanında çocuğun kusuru hakkında asla konuşmayın. Bu onun için büyük bir sorun olarak görülebilir ve kekemeliği daha ilerleyiş gösterebilir.

Kekemeliğe Çözüm!

Konuşmanın akışının istemsiz şekilde kesilmesiyle oluşan kekemelik çözümsüz değildir. Büyük bir sabır gerektiren kekemelik adına kullandığımız teknikler artık kekeme bireylerimize yardımcı olmaktadır.

Kekemeliğin belirgin ve kesin bir sebebi yoktur. Fakat fiziksel çevrenin etkileri, genetik, nörofizyolojik ve gelişimsel faktörlerin kekemeliğe sebep olduğu tahmin edilmektedir. Genel olarak kekeme olan bireylerin aile bireylerinde başka kekeme bireyler de bulunmaktadır. Ancak bilinmesi gerekir ki kekemeliğin şiddeti keslinlikle genetik değildir.

Kekeleme terapileri davranış düzelimi, nefes alıştırmaları, gevşeme teknikleri, konuşma terapisi, konuşmanın yavaşlatılması, konuşma başlangıcının kolaylaştırılması, ses düzey kontrolü şeklindedir. Kekemelik tedavisi genel olarak oldukça zorlayıcıdır ama pes etmemek gerekir, işte bu kısımda bireyin kendini denemesi ve sürürkleyici şekilde ona verilen çalışmaları yerine getirmesi şarttır. Ve mutlaka ama mutlaka birebir çalışmayla tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Kekemelik tedavisinden kesin sonuç alabilmek için ortalama 40 günlük bir terapi gerekir. Kekemelik tedavisi gören birey ile konuşma terapisti, mutlaka birebir eğitim içinde olmalıdır. Kekeme olan bireyin ruhsal durumunun konuşma terapisti tarafından çok yakından takip edilmesi ve kekemelik tedavisinde bu verilerin de kullanılması tedavide oldukça etkili olmaktadır. Kısaca psikolog tedavi ettiği kekemeyi yakından tanımalıdır. Sadece psikolojik tedavilerde bu sorunun çözümüne yetersiz kalıyor. Çünkü kekeleme tipik bir psikolojik hastalık değil, daha derin boyutları olan bir konuşma bozukluğu.

Konuşma teknikleri kısa bir zaman sonra ilk günlerdeki etkisini yitiriyor. Çünkü kekeme olan bir insan yılların verdiği bu kekeme psikolojisini içselleştiriyor yada adeta onun bir karakteri haline geliyor.

Bazı zamanlarda kekemelik kronik bir durum olarak meydana gelir ve ısrarcıdır. Bu durum kekeme bireylerin özgüven kaybı yaşamasına neden olarak diğer bireylerle konuşmasını zorlu hale getirir. Eğer bir yetişkin olarak kekemelik yaşıyorsanız ve bu durum sizi stres, sinir, özgüven kaybı, kariyer veya ilişki yönünden etkiliyor ise bir terapistten yardım almalısınız.

Kekemelik tedavi yöntemi olarak en çok tanınan isim olan C. Van Riper’ın geliştirdiği “Shaping Tekniği” kekemeliğin son bulması için uygulanması gereken yöntemlerden biridir. Bu yöntem sayesinde kekeme kişiler, akıcılık bozukluğu olan takılmalarını kontrol altına alabiliyor özellikle çok rastlanan ilk hece takılmalarından tamamen kurtulma şansı yakalayabiliyorlar. Akıcığın kontrol altına alınması ve bunun devamlılığının sağlanması adına azimle devam edilmesi gereken uzun süreçler mevcuttur, bu yüzden en uygun zamanda ve motive edilmiş bir şekilde bu eğitimlere başlanması ve sürdürülmesi gerekir. Seansların ardından yakalanan başarının devamlılığı adına rutin kontrol süreçlerinin de dikkatle izlenmesi gerekir.

Kekemelik Nasıl Başlar?

Kekemelik, tamamen istemsiz bir şekilde gerçekleşen, konuşmanızı engelleyen ve konuşmaya devam edemediğiniz bir akıcı konuşma bozukluğudur.

Kekemelik her yaşta ortaya çıkabildiği gibi, genel itibari ile 2-5 yaş arası meydana gelmektedir. Yapılan araştırmalara göre ailelerin endişelendiği bir durum olan kekemelik, genelde çocukların kelime dağarcığının geliştiği zamanlarda yapılan hatalar konuşmayı bozabiliyor ama bu durum alınan bir destek sayesinde düzelebilir. Kekemeliğin birden fazla nedeni olabilir, bu durum psikolojik, fizyolojik ya da kalıtımsal nedenlerden kaynaklanabilir. Fizyolojik olarak sağ ve sol beyin birbirine bağlı olarak çalışır, beklenmedik bir şekilde geçirdiğimiz kazalar beynimizdeki bağlantılara hasar verebilir, bu hasar bazen konuşmayla düşünme arasındaki hızı ayarlayamaz. Ne konuştuğumuzu anlayamayabilir. Anladığımız şeyi sözle ifade edemeyebiliriz. Beyinde ciddi şekilde kaos oluşur. Ve kekemelik gibi konuşma bozuklukları ortaya çıkar. Solunum bozukluğu ve nefesi doğru kullanamama da nedenler arasında yer alıyor.

Psikolojik olarak çocukların sıkıntı veren çevrelerde bulunması, ailevi problemler, aşırı kıskanma, herhangi bir şeyden duyulan şiddetli korku da kekemeliğe sebebiyet verebiliyor. Baskı ve stres altında kalmaları, onlardan büyük beklentilerin olması, titiz ve kontrolcü bir çevrede yetişmesi nedeni ile kekemelik ortaya çıkabilir. Genelde kekemeliği başlatan korku ve strestir.

Araştırmalar göre, var olan kekemeliğin sonradan yok olmasının nedeni bireylerin düşünme hızının konuşma hızından daha fazla olmasıdır. Kekeleyen bireylerler genelde düşünülenin tersine zekidir. Bireyler hızlı düşündüğü için düşünme hızı önde konuşma hızı arkada kalır. Aile tarafından bireyin konuşmasının düzeltilmesi için baskı yapılmaz ise kekemelik kendiliğinden de geçebilir Kekemeliğe sebep olan faktörler korku ve strestir.

Çocuğunuzun kendini ifade ettiği ve konuştuğu zamanlarda kesinlikle gülme ve dalga geçme gibi eylemlerde bulunmayınız. Bu durum onun psikolojisini kötü yönde etkiler ve tedavi sürecinin uzamasına sebep olabilir. Çocuklar hisleri ile hareket ettiğinden sizlerin düşünce ve duygularınızı çok çabuk kavrarlar. Özellikle bu konuda diğer aile bireylerini ve yakın çevrenizi kesin bir dille uyarmanız gerekmektedir.

Her bireyin kekemeliği olan tutumu birbirinden farklı olduğu için tedavide tek bir yaklaşım uygulanmamaktadır. Genellikle, yapılan kapsamlı değerlendirme sonucunda birey için en faydalı olacak teknikler bütünü tercih edilmektedir.

Terapilerimizde, kişi takılmaları kontrol ederek, daha akıcı şekilde konuşabilmesine yardımcı olacak teknikler öğrenir. Konuşma terapisinin amacı, takılma sıklığının ve şiddetinin azaltılmasıdır. Nefes koordinasyonu sağlanır, sözcük ve cümleler arası geçişin yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmalar yapılır. Çalışmalar esnasında konuşma küçük parçalara bölünür ve bir parçada akıcılık elde edildikçe, bir sonraki hedefe geçilir. Terapi süreci boyunca belirli aralıklarla ölçümler yapılır ve klinik ortamda istenilen akıcılık sağlandıktan sonra, günlük yaşama aktarma çalışmalarına başlanır. Terapi sonlandırıldıktan sonra belirli aralıklarla kontrol seansları devam eder. Danışan, teknikleri günlük hayatında istenilen düzeyde uygulamaya başladığında terapi sonlandırılır.

Erken dönem kekemeliğinin kendiliğinden düzelip düzelmeyeceğini bilmek her zaman kolay değildir. Bazen çocuğun ebeveynleri veya yakınları, çocuğun bu konuşma biçiminin yaşı büyüdükçe kendiliğinden düzeleceğini düşünerek bir uzmana başvurulmasını gerek duymuyorlar. Ancak unutulmamalıdır ki kekemelik erken dönemde müdahale edildiğinde çok daha kolay kontrol altına alınabilen bir sorundur. Çünkü çocuk büyüdükçe kendi konuşmasına dair duygusal olgusu artıyor. Ayrıca, çevresi genişledikçe daha fazla insan onun konuşmasındaki farklılığı kendisine hissettirmeye başlar. Özellikle ilkokul döneminde kekemelik sorunu yaşayan çocuklar arkadaşları tarafından alay konusu olur hatta bazen grup dışı tutulur. Çocuk kekemelikle uğraştıkça daha çok kekeler ve bazı çocuklar giderek konuşmaktan ve sosyal ortamlara girmekten uzaklaşırlar. Dolayısıyla, konuşmadaki sorunun yanında bir takım psikolojik ve sosyal sorunlar da ortaya çıkmaya başlar.

Kekemelik Nasıl Anlaşılır?

Kekemelik hayatımızda her an karşılaşabileceğimiz kişisel sorunlarımızdan biri olabilir, bu nedenle olabilecek kazaları en aza indirmemiz gerekebilir. Konuşurken arada sırada kekelememiz çok normaldir. Ama bunun dışında birey ağır olarak tekrarlayıp, tutuklu kalıyorsa o kekemeliktir.

Kekemelik, stres, kaygı ve ruhsal bozukluklardan olacağı gibi kıskançlık, korku gibi durumlarda da ortaya çıkabilir, bunun sonucunda bireyler kekeleyebilir ve eğer birey kekemeyse olan kekemeliği de arttırabilir. Bu gibi durumlarda birey olabildiğince sakin olmalı ve sabretmelidir. Bazen geçici sandığımız kekemelik, geçiyor gibi olsa da bir süre sonra geri gelme ihtimali çok yüksektir, eğer bununla karşı karşıya kalırsak bir dil terapistinden yardım alabiliriz.

Genellikle kekemelik, dil gelişiminin en hızlı olduğu dönem olan 2-5 yaş aralığında ortaya çıkar. Ve her dört çocuktan biri bu dönemde kekemelik sorunuyla karşı karşıya kalabilir. Kekemelik yetişkinlerde de görülebilir, ayrıca bayanlara nazaran erkeklerde görülme olasılığı daha fazladır.

Her bireyin takılmaları, kişiliği, kekemeliğe olan tutumu birbirinden farklı olduğu için tedavide tek bir terapi uygulanmamaktadır. Genellikle, yapılan kapsamlı değerlendirme sonucunda birey için en faydalı olacak teknikler bütünü tercih edilmektedir. Kekemelik tedavisine başlayan çocukların anne ve babası eğitimi sabırla devam ettirmeli ve evde çocuğa yardımcı olmalıdırlar.

Anne, baba ve çocuğun etrafındaki kişiler onun kekelediğini fark edip çocuğu düzeltmeye çalışırlarsa, baskı yaparlarsa geçici kekemelik kalıcı kekemeliğe dönüşür. Bu yüzden çocuk konuşurken onun dudaklarına bakıp çocuğu heyecanlandırıcı davranışlarda bulunmamalı, yüzüne ve gözlerine bakıp cesaretlendirmeliyiz.

Hiçbir zaman desteğimizi eksik etmeyeceğimiz gibi onun terapilerini aksatmamasına yardımcı olmalıyız. Ve evde de yapması gereken bir takım şeyleri görmezden gelip engel olmamalıyız.

Kekemelikten kurtulmak için, en uygun zamanda ve motive edilmiş bir şekilde bu eğitimlere başlanması ve sürdürülmesi gerekir. Seansların ardından yakalanan başarının devamlılığı adına rutin kontrol süreçlerinin de dikkatle izlenmesi gerekir.

Kekemelik tedavisinde dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan biri de erken yaşta tedaviye başlanmasıdır. Aksi halde 7 yaş ve sonrasında kekemelik tedavisinin güçleştiği belirtilmektedir. Bir dil terapisti desteği ile kontrol altına alınabilen kekemeliğin iyileşme süresi, kişinin çabasına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.

Kekeme bireyler, yaşanılan olayların merkezinde onların kekemeliğinin olduğunu düşünürler. Ayrıca karşılarındaki insanların, yüz ifadelerine ve mimiklerine karşı oldukça duyarlıdırlar. Dolayısıyla da oldukça alıngandırlar. Bu durum ergenlik çağındaki kekemelerde çok daha belirginleşir.

Kekemeliğin fark edilmesi kolaydır ama bir görünüp bir yok olarak başladığı için aile ne zaman yardım alacağını bilemez. Çoğu zaman aile kendi kendine geçmesini bekler, ama sorun git gide büyüdüğünde geç kalınmış olabilirsiniz. İlk olarak 3 yaşından sonra, konuşmanın ritminde; uzatmalar, ses ve sözcük tekrarları, anlaşılmayacak derecede hızlı konuşma, 2 aydan fazla sürerse bu fark edilmeli ve çocuğu konuşma terapistine götürmelisiniz. Bazı durumlarda çocukta hem konuşma akıcılığı bozulur, hem de  “r, k,s,ç” gibi seslerden birisini çıkaramama durumu aynı anda görülür. Böyle karışık bir sorunun da mutlaka 5 yaşına kadar çözülmesi gerekir. Çünkü bu durum çocuğun hem duygu durumunu bozar anlaşılamama kaygısı yaşatır, hem de seslerle ilgili yanlış referanslar oluşturacağı için öğrenme bozukluklarının nedeni olur.

Kekeleme Tedavisi

Takılmalar ve duraksamalar olarak konuşma esnasında yaşanan zorluklara verilen genel isim kekemelik olarak adlandırılmaktadır. Kekeme olan kişiler özellikle heyecanlandıklarında, baskı altına girdiklerinde, stres yaşadıklarında, sinirlenince, yeni kişilerle konuşurken, toplum karşısında konuşurken, önemli bir kişiyle konuşurken daha sık kekelerler.

Kekemeliğin tedavisinde izlenen yollar, nedenlere ilişkin kuramlara bağlı olarak birden fazladır. Kekemeliğin nedenini yapısal bozukluğa bağlayan ya da o görüşte olan nörolojik bozukluk şeklinde,  ya da kalıtsal şekilde olabilir. Kekemeliğin tedavisi diğer konuşma rahatsızlıklarına göre daha çok zaman alıcı, uzun süren bir çalışmayı gerektirir. Bunu kekeme olan bireyler, dil terapistleri ve ailelerin dikkate alması gerekir.

Aile ile görüşmeler, psikolojik testler durumu aydınlatmada çok yararlıdır. Tedavide yine aile, hekim ve psikolog yardımlaşması gerekir. Kekeme çocuk konuşurken yanlış nefes alır. Bireye, önce nefes alıp, sesleri ve sözcükleri nefesle birlikte içten dışa doğru itmeyi öğretmek çok yarar sağlar. Bunun için nefes alma, ses uyumuna göre hece hece egzersiz yapma öğretilir. Tıpkı şarkı söyler gibi, belli bir ritimle ve hece hece konuşulur. Bireye de tekrarlatılır. Sonra bu egzersizler, günlük yaşama aktarılır ve bireyin merkezimiz dışında dışarıda nasıl konuştuğu gözlemlenir. Bunların dışında birey için bir takım istekler söz konusudur ve tedaviye ne kadar erken başlanırsa, sonuç o kadar yüz güldürücüdür.

Merkezimizde kullandığımız belli başlı tekniklerimiz vardır. Bu teknikler birey adına ona olumlu şeyler katacak ve onu günlük yaşamında da konuşturabilecek tekniklerdir. Örneğin Shaping Tekniği bireyler konuşmasına etki edecek önemli tekniklerden biridir.

Shaping Tekniği için önemli olan konuşmanın akıcılığının şekillendirilmesidir. Bunu yaparken terapide davranışı şekillendirecek bir ya da ikili kombinasyonlar kurarak akıcılığı oluşturmaya çalışırlar. Bireyler sistematik ve alışı gelmiş şekilde, konuşmada akıcılığı artırmaya yönelik davranışlar sergilemeyi öğrenir. Shaping tekniği konuşmadaki akıcılığı artırmak üzere kurulmuştur

Shaping Tekniği barındırdığı yeniden şekillendirilmiş konuşma alışkanlığını kişiye aşılamayı amaçlamaktadır. Kendisi de gençliğinde kekeme olan Riper, duyabilen herkesin konuşabileceğini vaat etmektedir. Kekemelik akıcılık bozukluğu olarak inişli çıkışlı bir grafik göstermekte, bazen geçer gibi olan bazen ağırlaşabilen bir yapısı vardır. Bu dönem için konuşmak gerekirse, kişinin takılmalarının belli bir süre içerisinde son bulabilme ihtimalinin olduğunu söylemek gerekir. Fakat problemin doğuşunun ardından sürekli devam eden takılmalar, artık kalıcı kekemelik olarak değerlendirilebilir ve kendiliğinden geçme ihtimali son bulmuş olabilir.

Kekemelik sorunu yaşayan bireyler çoğu zaman konuşmaktan kaçınırlar ve çok iyi bildikleri şeyler hakkında bile konuşmaya bilirler. Bu da ilk etapta onların yanlış tanınmalarına neden olur. Kekemelik problemi ile karşı karşıya kalan bireyler zihinsel gelişim açısından diğer çocuklardan daha geri değildirler. Sadece konuşma konusunda daha isteksiz olabilirler.

Kekemeliğe ilişkin bir başka yanlış inanç ise, kekemeliğin düzeltilemeyeceği ve tedavisinin olmadığıyla alakalıdır. Bazen dil terapisti olmayan ya da bu konuda yeterli bilgi sahibi olmayan kişi veya kurumlar, aileleri çocuklarının kekemeliğinin kalıcı olduğuna ve hiçbir zaman düzelmeyeceğine ilişkin yanlış yönde bilgilendirmektedir. Bu gibi yanlış telkinler ailelerin ümitsizlik duygularına kapılıp durumu bu şekilde kabullenmelerine ve çocuğu bu problemle tek başına bırakmalarına sebep olmaktadırlar. Okul öncesi dönemde tedavi edilen çocuklar ileriki dönemlerde hiç kekelemedikleri gibi, pek çoğu küçük yaşlarda uygulanan terapileri dahi hatırlamamaktadır. Ancak yetişkinlik dönemine kadar hiçbir terapi görmeyen ya da bilimsel yöntemler dışında bir takım arayışlara yönelen bireylerde kısa sürede kesin sonuç alınması daha güç olmaktadır. Çünkü kişinin yaşı ilerledikçe, hiçbir zaman kekemeliğini kontrol altına alamayacağına inanmaya başlamaktadır. Ayrıca, sürekli olarak etrafındaki kişilerin alaylarına ve eleştirilerine maruz kaldıkları için konuşmayı gerektiren ortamlara dair bir takım korkular geliştirirler. Yetişkin bireylerle çalışırken, okul öncesi dönem çocuklarından farklı olarak konuşmaya, yabancı ortam ve kişilere dair bu korkularının da giderilmesine çalışılmaktadır. Bu da her zaman çok kolay olmamaktadır. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarının kekelediğini düşündükleri durumda hiç vakit kaybetmeden bu konuyla ilgilenen bir dil terapistinden yardım almaları gerekmektedir.

Kekemelik Çeşitleri

Kekemelik konuşma akışındaki beklenmedik duraksamalar, ses ve hecelerin tekrar edilmesi ile meydana gelen bir durumudur. Bu konuşma akıcılığının bozulması durumuna konuşma gayretine bağlı olarak ortaya çıkan yüz ve vücut hareketlerinde değişiklikler de eşlik edebilir.

Kekemelikten tam bir ‘’iyileşme’’ ya da ‘’hızlı çözüm’’olarak bahsetmek doğru olmaz. Kekemelik bir davranış biçimidir, alışı gelmiş bir konuşma alışkanlığıdır, bir’’hastalık’’değildir. Tedavide hedef kısa dönemde kekemeliğin geçmesini sağlamak değil, uzun dönemde kesin ve doğru gitme, akıcılığın arttırılması ve iletişim kurmada başarıyı sağlama yönünde olmalıdır.

Kekemelik sorunu yaşayan birey, kullanacağı kelimeyi daha kolay söyleyebileceği başka bir kelimeyle takas edebilir ya da kimi zaman da sözel iletişime girmeyip sessiz kalmayı tercih eder.

Kekeme genel olarak aşağıdaki şekilde sınıflandırabiliriz:

Artikülasyon: Kişi yaşına ve konuşma gelişim dönemine kadar bekleniyor, olağan düzeyde konuşamıyorsa ya da konuşmalarında ses uyumu yoksa bu kişinin artikülasyon bozukluğuna sahip olduğu söylenebilir.

Çene, dil, dişler, damak ve dudaklarda yapısal bozukluklar var ise yahut bu organlar konuşma sırasında doğru şekili alamıyorlarsa bu halde konuşma seslerinde bozukluklar ortaya çıkabilir.

Artikülasyon bozukluğu olan kişiler dil ve konuşma terapisti tarafından bir değerlendirmeye tabi tutulurlar. Yapılmış olan test ve tetkiklerden sonra kişinin artikülasyon bozukluğu tespit edilir ve tedavi için münasip yöntemler belirlenerek bir program dahilinde kişiye uygulanmaktadır.

 

Afazi: Afazi, konuşma yeteneğini zarar vererek iletişim bozukluğuna yol açan bir durumdur. Afazi ifade etme ve anlama yeteneklerine dokunduğu için sözlü ve yazılı ifade kabiliyetini bozar.

Altta yatan neden tespit edildikten sonra afazi için uygulanacak ilk tedavi, yeniden öğrenme, dil becerilerinin geliştirilmesi ve alternatif ya da tamamlayıcı iletişim yöntemlerinin kullanılması olacaktır. Tedavi süreçlerinde yeterli iletişim sağlanabilmesi için aile bireylerinden de sık sık yararlanılır.

 

Hızlı Konuşma (takifemi): konuşmanın düzeninin sözcük tekrarları, uygun olmayan yerlerde duraksamalar, sözcük içindeki hecelerin yerlerinin değiştirilerek söylenmesi gibi düzensizlikler nedeniyle bozulmasıdır. Takifemisi olan kişiler çok hızlı konuşurlar ve genelde konuşmasındaki problemin farkında değilmiş gibi görünürler.

Takifemesi olan kişiler, genellikle tek heceli ve kısa sözcüklerde tekrarlamalar yaparlar. Ancak kekelemekten farklı olarak bu tekrarlamalarda herhangi bir zorlanma yoktur. Kekeme kişilerde olduğu gibi konuşmaktan kaçınmazlar.

Terapide, kişinin konuşma hızını yavaşlatmaya yönelik çalışmalar yapılır. Terapide gösterdiği performansı diğer ortamlara genelleyebilmesi için başka çalışmalara da gereksinim duyulabilir.

 

Tutuk kekemelik: Konuşma bozukluklarının, tutukluk ile ilgili olarak adlandırılan kısmını oluşturan kekeleme problemi, çeşitli sebeplerden dolayı ortaya çıkar. Konuşma esnasında yaşanılan sorunların sebeplerinden biri “Nefes Düzensizliği” olarak adlandırılan durumdur. Nefes düzensizliği konuşmadan önce diyaframa çekilmesi gereken nefesin sürekli olarak diyaframa oranla, akciğerlere çekilmesi ve buna bağlı olarak yetersiz nefes ile kişilerin zorlanmaları sonucunda ortaya çıkması şeklinde görülür.

 

Takılan Kekemelik: Ses tekrarı ya da konuşma esnasında istenmeyen duraksamalar ve ses ekleme şeklinde görülür ergenlik dönemi öncesinde yaşanan kekemelik sorunları genelde takılmalar şeklindedir. Heyecanlı veya gergin anlarda artış gösteren boyutlarda devam eder. Bazı harflerde takılmalar daha sık yaşanmaktadır. Yalnız ortamlarda kendi kendine konuşurken takılmalar olmaz.

Kekemelik Teknikleri

Konuşmanın akıcılığında duyulabilen duraklama, birbirini takip eden uzun süreli tekrarlamalar ya da seslerin, hecelerin veya kelimelerin uzatılmasına sebep olan kekemeliğin düzeltilmesi için birçok yöntem vardır. Bu yöntemlerin uygulanması sırasında bireye düşen bazı sorumluluklar vardır ki bu sorumluluklar bireyin konuşmasını geri kazanmasında önemli bir rol oynar. Bu yüzden kişinin ona verilen sorumlulukları aksatmadan ve düzenli bir şekilde yerine getirmesi kekemelik adına kişinin konuşmasını geri kazanabilmesi için izlenilen önemli bir adımdır.

Merkezimizde uygulanan terapilerimizde bireye verdiğimiz sorumlulukların yanı sıra eğitim süreçlerinde azimli ve istekli olmaları bireylerin temel hususlarından biridir. Bu hususlar bireyin konuşma akıcılığını elde etmek istemlerinin belirtileridir. Eğer kişi azmini ve isteğini yitirmediği sürece ona verilen görevleri aksatmadan yerine getirebilirse konuşmasını geri kazanacaktır.

Dil ve konuşma terapistleri, kekemeliğin tedavisinde; kekemeliğin şiddeti ve sıklığı, kişinin motivasyonu, kaçınma davranışları gibi bir dizi faktör doğrultusunda kişiye en uygun terapi tekniğine karar verir. Bazı durumlarda birden fazla tekniği bir arada kullanabilir. Kekemeliğin tek bir tedavi tekniği yoktur. Herkesin kekemeliği birbirinden farklı farklı olduğundan uygulanan tedavinin kişiye özel olarak belirlenmesi gerekir.

Akıcılığı Şekillendirme Tekniği (Fluency Shaping Technique);

Shaping tekniği için önemli olan konuşmanın akıcılığının şekillendirilmesidir. Bunu yaparken terapide davranışı şekillendirecek bir ya da ikili kombinasyonlar kurarak akıcılığı oluşturmaya çalışırlar. Bireyler sistematik ve alışı gelmiş şekilde, konuşmada akıcılığı artırmaya yönelik davranışlar sergilemeyi öğrenir. Shaping tekniği konuşmadaki akıcılığı artırmak üzere kurulmuştur. Fluency Shaping Tekniği hastanın konuşmasını yavaşlatıp, frekansını düşürerek yapılır. Fluency Shaping Tekniği, kişiye kolay, rahat kekelemeyi öğretmez. Bunun yerine öncelikle akıcılığı oluşturma ve günlük hayata transfer etmeyi sağlama üzerine kuruludur.

Modifikasyon Tekniği (Modification Technique);

Bu  teknikte, kekemelik yaşayan bireye, kekemeliği ve verdiği tepkileri farklılaştırma konusunda yardım edilir. Bu birden fazla yolla yapılabilir. Kekemelik yaşayan bireye çok rahat olmasını, kolay ve açık bir tavırla konuşmasını öğretir.

Van Riper Tekniği ;

1905 Amerika doğumlu C. Van Riper’ in buluşu olan Shaping Tekniği barındırdığı yeniden şekillendirilmiş konuşma alışkanlığını kişiye empoze etmeyi amaçlamaktadır. Kekemelik akıcılık bozukluğu olarak inişli çıkışlı bir grafik göstermekte, bazen geçer gibi olan bazen ağırlaşabilen bir yapısı vardır. Kekemeliği akıcılaştırmaya yönelik olan bu tedavi yaklaşımı; altı aşamadan oluşmaktadır.

Motivasyon

İdantifikasyon (Bilgilendirme)

Desansitizasyon (Duygusal Dayanıklılığı Artırma)

Varyasyon (Duygusal Faktörlere Farklı Tepkiler Verme)

Aproksimasyon  (Kekemeliği Azaltacak Tepkiler Vermeyi Öğrenme)

Stabilizasyon (Akıcılığı Günlük Hayata Yayma)

 

Terapilerimizde,  kişi takılmaları kontrol ederek, daha akıcı şekilde konuşabilmesine yardımcı olacak teknikler öğrenir. Konuşma terapisinin amacı, takılma sıklığının ve şiddetinin azaltılmasına yöneliktir. Konuşma organları üzerindeki fiziksel gerilimin azaltılmasına, nefes koordinasyonunun sağlanmasına, sözcük ve cümleler arası geçişin yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmalar yapılır. Çalışmalar esnasında konuşma küçük parçalara bölünür ve bir parçada akıcılık elde edildikçe, bir sonraki hedefe geçilir. Terapi süreci boyunca belirli aralıklarla ölçümler yapılır ve klinik ortamda istenilen akıcılık sağlandıktan sonra, günlük yaşama aktarma çalışmalarına başlanır. Terapi sonlandırıldıktan sonra belirli aralıklarla kontrol seansları devam eder. Danışan, teknikleri günlük hayatında istenilen düzeyde uygulamaya başladığında terapi sonlandırılır.

Kekemelik Evde Tedavi Edilebilir.

Kekemelik; konuşmanın doğal gidişatının bir biçimde kesintiye uğraması ya da konuşmanın akıcılığında gözlenen istemsiz aksaklıklar olarak tanımlanır. Dil terapistiyle, bireye uygun terapi yöntemleri uygulandığında kekemeliği tedavi etmek mümkündür. Zamanında ve iyi yönetilebilirse kekemeliğin kontrol altına alınabilir bir sorun olmaktan çıkar.

Erken dönem kekemeliğinin kendiliğinden düzelip düzelmeyeceğini bilmek her zaman kolay değildir. Bazen çocuğun ebeveynleri veya yakınları, çocuğun bu konuşma biçiminin yaşı büyüdükçe kendiliğinden geçeceğini düşünerek bir uzmana başvurulmasını gerekli görmüyorlar. Ancak unutulmamalıdır ki kekemelik erken dönemde müdahale edildiğinde çok daha kolay kontrol altına alınabilen bir problemdir. Çünkü çocuk büyüdükçe kendi konuşmasına dair duygusu artıyor. Ayrıca, sosyal çevresi genişledikçe daha fazla insan onun konuşmasındaki farklılığı kendisine hissettirmeye başlar. Özellikle ilkokul döneminde kekemelik sorunu yaşayan çocuklar arkadaşları tarafından alay edilir hatta bazen grup dışı tutulur. Çocuk kekemelikle uğraştıkça daha çok kekeler ve bazı çocuklar giderek konuşmaktan ve sosyal ortamlara girmekten kaçınırlar. Dolayısıyla, konuşmadaki problemin yanında bir takım psikolojik ve sosyal sorunlar da ortaya çıkmaya başlar.

Hastanın kekemeliğinin psikolojik bir bağlantı olup olmadığının ortaya çıkarılması gerekir. Kekemeliğinin psikolojik bağlantı olması durumunda tedavi için izlenecek yol haritası tamamen farklı olacaktır ve psikolojik terapi seçeneği ön plana çıkacaktır. Terapiden en fazla faydayı elde etmek için doktorunuzun verdiği terapi yöntemlerini evde kendinizin de yapması gerekir.

Terapi sonrasında bazı bireylerde kekemelik tamamen ortadan kalkarken, bazıları daha az kekelemelerine yardımcı olacak stratejileri öğreniyorlar. En önemlisi ise kekeleyen bireyler konuşma sırasında daha rahat olmaya başlıyorlar.

Kekemelikle ilişkin bir başka yanlış bilgi, kekemeliğin geçmeyeceği ve tedavisinin olmadığına aittir. Bazen bilgisi olmayan ya da bu konuda yeterli bilgi sahibi olmayan kişiler, bireylerin kekemeliğinin kalıcı olduğuna ve hiçbir zaman iyileşmeyeceğine ilişkin yanlış yönde bilgilendirmektedir. Bu gibi yanlış bilgiler ailelerin ümitsizlik duygularına kapılıp durumu bu şekilde kabul etmelerine ve çocuğu bu sorunla tek başına bırakmalarına yol açabiliyor. Günümüzde çok farklı kekemelik tedavi yöntemleri kullanılmaktadır ve kekeme bireyler bu yöntemlerden yararlanıyor. Özellikle de okul öncesi dönemde tedavi edilen çocuklar ileriki dönemlerde hiç kekemelik sorunu çekmedikleri gibi, birçok küçük yaşlarda uygulanan tedavinin bile hatırlamıyor. Ancak ergenlik dönemine kadar hiçbir tedavi görmeyen ya da bilimsel yöntemler dışında bir takım arayışlara yönelen bireylerde kısa sürede kesin sonuç alınması daha zordur. Çünkü çocuğun yaşı ilerledikçe, hiçbir zaman kekemeliğini kontrol altına alamayacağına inanmaya başlar. Ayrıca, sürekli olarak etrafındaki insanların eleştirilerine maruz kaldıkları için konuşmayı gerektiren ortamlarda bir takım korkularla karşı karşıya kalırlar.

Kekemelik tedavisi genel olarak oldukça zordur. Ve mutlaka ama mutlaka birebir çalışmayla tedavi edilebilen bir süreçtir. Kekemelik tedavisinden kesin sonuç alabilmek için ortalama 30 günlük bir çalışma gerekir. Kekemelik tedavisi gören kişi ile kekemelik tedavisi veren kişinin mutlaka birebir iletişim sağlamalıdırlar. Tedaviyi alanın ruhsal durumunun tedaviyi veren tarafından çok yakından takip edilmesi ve kekemelik tedavisinde bu verilerin de kullanılması tedavide oldukça etkili olmaktadır. Kısaca psikolog tedavi ettiği kekemeyi yakından tanımalıdır.

Öncelikle mutlaka kekemelik konusunda uzman bir dil terapisti ile görüşmelisiniz ve evde yapılacak egzersizleri terapistinizin tavsiyesine uygun olarak yapmalısınız. Özellikle konuşurken zorlandığınız veya çıkarmak konusunda zorlandığınız kelimeleri, harfleri ve sesleri bulmalısınız ve bunlar üzerine yoğunlaşmalısınız.

Evde dilinizle ilgili de egzersizler yapmanız gerekebilir. Dilinizle yuvarlak yapmaya çalışmalı, dilinizi çeneye değdirmeye çalışmalı ve diğer türlü dil egzersizleri yapmanız gerekebilir. Bunlar için de en önemli kural doktorunuzun tavsiyeleri ve yapmanızı istediği egzersizler olacaktır.

Kekemeliğe Dair….

Kekemeli konuşma sırasında veya konuşmaya başlarken, bir takım ses veya sözcükleri tekrarlama veya duraklama şeklinde oluşan, konuşmanın akıcılığını bozan bir konuşma biçimidir.

Kekemelik fizyolojik, psikolojik veya kalıtımsal olabilir. Beyin dalgalarından gelen iletim bozuklukları, nefesin doğru biçimde kullanılamaması, solunum bozukluğu fizyolojik kekemeliğin sebebidir.

Kekemeliğin nedenleri konusunda ileri sürülen fikirler oldukça çok ve farklıdır. Kimi profesörler, kekemeliği yapısal bir sorun olarak ele alırken, kimisi öğrenilmiş bir davranış, bir direniş belirtisi olarak tanımlamakta, bir diğeri de çevresel faktörlerin kekemelikte önemli bir rol oynadığı görüşünü ileri sürmektedir. Son zamanlarda genler üzerinde yapılan çalışmalar artmakta ve umut verici çalışmalar devam etmektedir. Ancak, yaygın olarak kekemeliğin tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadığı görüşü hâkimdir.

Toplumda yaygın olarak kabul gören bir diğer görüş ise, kekemeliğin genetik geçiş gösterdiği bulgusudur. Bir çocuğun anne ya da baba tarafındaki akrabalarından herhangi birinde kekemelik öyküsü varsa, o çocuğun kekeme olma olasılığı yaklaşık %60 oranında daha fazladır. Ancak, ailesinde hiç kekemelik öyküsü olmayan kekeme bireyler de vardır. Dolayısıyla kekemeliğin yalnızca genetik nedenlerden kaynaklandığı görüşü doğru değildir. Ayrıca birinci derece akrabalarında kekemelik öyküsü olan pek çok kişide kekemelik görülmemektedir. Günümüzde kekemeliğin nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Ancak uzmanlar, kekeme bireylerde, beyin hemisferlerinden konuşmadan sorumlu olan sol hemisferin baskın olmayışının kekemeliğe yol açtığı görüşünde birleşmektedirler. Yapılan araştırmalar bu yönde güçlü kanıtlar ortaya koymakla birlikte henüz net bir yargıya varılamamıştır.

Konuşma terapisi ile her yaş grubundaki bireyler, takılmalarını kontrol etmeyi öğrenerek, konuşma akıcılıklarını artırabilir ve iletişimlerini geliştirebilirler. Kişinin terapilere düzenli olarak devam etmesi ve egzersizlerine sıkılmadan azimle devam etmesi, verilen egzersizleri günlük olarak uygulaması önemlidir.  Konuşma terapisinin en önemli basamağı öğrenilen tekniklerin merkezimizdeki ortamla sınırlı kalmayarak, günlük yaşamada aktarılmasıdır. Genelleme aşaması, alışılagelmiş konuşma alışkanlığını değiştirmeyi gerektirdiği için zaman alabilmektedir . Hedeflenen konuşma becerisine ulaşmada, kişinin motivasyon ve istekliliğinin yanı sıra yakın çevresinin desteği de önemlidir ayrıca kişinin bunun üzerine düşmesinin en önemli sebebi de acaba konuşursam beni yanlış anlarlar mı düşüncesini beyinden atmaktır.

Bu stratejilerin bir kısmı gayet sağlıklıdır ve kişinin konuşması üzerinde kontrol sahibi olmasına yardımcı olur. Örneğin, gergin bir ortamda derin bir nefes alınarak, sakin bir şekilde konuşmaya başlanması ya da daha yavaş konuşmaya çalışılması gibi.

Kekemeliği olan kişiler bazen akıcılığı sağlama amacıyla daha hızlı konuşma eğiliminde olabiliyorlar. Ancak hız kekemeliğin en büyük düşmanıdır ve genellikle kişinin konuşma hızı artıkça, takılmalarında da belirli bir artış gözlenir. Yapılan çalışmalar, gergin ve heyecanlı olunan durumlarda bireylerin konuşma hızının artığını göstermektedir. Örneğin; topluluk karşısında zorlandığımız bir sunumu yaparken daha hızlı konuşma eğiliminde olabiliriz. Hızı azaltmanın en etkili yöntemlerinden birisi konuşmaya başlarken duraksayarak, diyafram nefesi alınması ve cümle aralarında yine küçük boşluklar vererek nefes alınmasıdır. Uzun cümlelerde ise muhakkak, okuma sırasında yapıldığı gibi anlatıma uygun noktalarda durulması, nefes koordinasyonunu sağlama açısından önemlidir.

kekemelik için iyileştirme terimini kullanmaktan kaçınmak en iyisidir, çünkü kekemelik bir hastalık değildir. Amaç iletişimde olmak ve akıcılığı arttırmak olmalıdır. Kekemelik kontrol altına alınılan bir problemdir.

Bireylerde kekemelik sorunu ile ilgili deneyimi olan bir dil ve konuşma terapistinden yardım olmak sorunun giderilmesinde yarımcı olabilir.

Kekemeliğe Son

Kekemelik, konuşmanın akıcılığında görülen, normalin üstünde sıklıkta ve uzunlukta engellerdir fakat bir hastalık veya davranış bozukluğu değildir. Bu engeller; tekrarlar, uzatmalar, bloklar şeklinde kendini gösterir. Kekemelik sorununda konuşma akıcılığı ve ritmi, duraklamalar, tekrarlar ve çoğu kez bunlara eşlik eden beden hareketleriyle kesintiye uğrar. Kekemeliğin şiddeti, kişinin durumuna göre farklılık gösterebilir. Kekemelik, kendini zaman içinde yavaş yavaş fark ettirebileceği gibi, aniden de ortaya çıkabilir ve erkeklerde, kızlara oranla daha sıklıkta görülür.

Kekemeliğin geçmeyeceği ve tedavisinin olmadığına dair düşüncesi olanlar. Bazen bilgisi olmayan ya da bu konuda yeterli bilgi sahibi olmayan kişiler, çocuklarının kekemeliğinin kalıcı olduğuna ve hiçbir zaman iyileşmeyeceğine ilişkin yanlış yönde bilgilendirmektedir.

Bu gibi yanlış telkinler ailelerin ümitsizlik duygularına kapılıp durumu bu şekilde kabul etmelerine ve çocuğu bu sorunla tek başına bırakmalarına yol açabiliyor. Günümüzde çok farklı kekemelik tedavi yöntemleri kullanılmaktadır ve kekeme çocuklar bu yöntemlerden yararlanıyor. Özellikle de okul öncesi dönemde tedavi edilen çocuklar ileriki dönemlerde hiç kekemelik sorunu çekmedikleri gibi, birçok küçük yaşlarda uygulanan tedavinin bile hatırlamıyor. Ancak ergenlik dönemine kadar hiçbir tedavi görmeyen ya da bilimsel yöntemler dışında bir takım arayışlara yönelen bireylerde kısa sürede kesin sonuç alınması daha zordur. Çünkü çocuğun yaşı ilerledikçe, hiçbir zaman kekemeliğini kontrol altına alamayacağına inanmaya başlar.

Ayrıca, sürekli olarak etrafındaki insanların eleştirilerine maruz kaldıkları için konuşmayı gerektiren ortamlara dair bir takım korkular geliştirirler. Bu nedenle ebeveynler çocuklarının kekemelik sorunu yaşadıklarını düşündükleri halde hiç vakit kaybetmeden bu konuyla ilgilenen bir dil terapistinden yardım almalıdılar.

Kekemelikte dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biriside; kekemeliğin genel olarak ortaya çıktığı yerin ve zamanının belirlenmesidir. Bu kekemeliğin niteliği ve nedenleri hakkında tam bir değerlendirme yapmayı sağlar. Ayrıca çocuğun normal işitebilme ve konuşmada kullanılan kasları tam olarak kullanabilme düzeyine bakılmalıdır. Bu tür olaylarla ilişki kurmaya çalışılır, ardından en yakın dil terapistine ya da iletişim uzmanına danışılmalıdır.

kekemeliğin tedavisinde ilk önce bireyle görüşülerek onun psikolojik durumu hakkında bilgi edinilir. Kekemeliğin altında yatan psikolojik faktörler ortaya çıkarılarak buna yönelik tedaviler uygulanır. Bu tedavi tekniğinde, kekemelik davranışsal bir problem olarak kabul edilir ve konuşmanın fiziksel özelliklerinin yeniden şekillendirilmesine yönelik çeşitli yöntemler uygulanır. Tedavi, kişiye özel bir takım uygulamalar içerir ve uzun soluklu olmakla beraber 6 aya kadar gitmektedir.

Terapi programında, konuşma üretiminde kullanılan fiziksel mekanizmalar tam ve sistematik olarak yeniden öğretilir.  Nefes koordinasyonu, yumuşak başlangıç ve sözcükler arasındaki geçişlerin yeniden şekillendirilmesiyle konuşma akıcılığı arttırılır. Tedavinin amacı, konuşmayı sadece klinik ortamda akıcı hale getirmek değil, bireyin günlük yaşamda da kekelemeden konuşmasını sağlamaktır. Terapi klinik ortamda gerçekleştirilir ve birey aşama aşama öğrendiklerini günlük yaşamına aktararak, konuşmasındaki takılmaları kontrol altına almayı öğrenir. Akıcılığın şekillendirilmesi tekniğinin tamamlanmasından sonra, bir takip programı oluşturarak kişinin konuşması belirli aralıklarla kontrol edilir.

Kekemelik yapısı gereği döngüsel ve değişkendir. Kişi zaman zaman tamamen akıcı iken bazı dönemlerde çok sık akıcılık sorunu yaşayabilirler. Kekemeliğin şiddeti de değişken olabilir. Kekemeliğin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik nörofizyolojik, gelişimsel ve çevresel faktörlerin karışımının kekemeliğe neden olduğuna dair bulgular mevcuttur ve bunun bir nedene bağlamak asla doğru olmaz.

Dil terapisti ile ergen ve yetişkinlerde kekemeliği kontrol altına almak, kişinin konuşurken gösterdiği efor belirtileri yok etmek mümkündür. Kişinin motivasyonu ve katılımı terapinin başarını derinden etkiler.

{$footer_yazisi}